Seyahat

GAZİANTEP GEZİSİ… EFSANE….

Yazar :  | 

Gaziantep uzun zamandır görmek istediğim şehirlerdi.Kendi ülkemizin güzelliklerini görmezden gelmek olmaz düşüncesindeyim. Gaziantep’te benien çok cezbeden, Unesco Yaratıcı Şehirler Ağı’na, gastronomi alanında giren mutfağı oldu.

Gezilecek Yerler

Gezmeye şehrin merkezi kabul edebileceğimiz Gaziantep Kalesi’nden başlayabiliriz. Kalenin ne zaman ve kimler tarafından yapıldığı bilinmemekle birlikte, Roma döneminde gözlem amaçlı kullanıldığı ve günümüze gelene kadar pek çok kez restore edildiği söyleniyor. Şehre hakim bir konumda yer alan kaleye giriş ücretsiz. İçerisinde Gaziantep Savunması ve Kahramanlık Panoraması Müzesi bulunuyor. Müzenin ortamı ve içerisinde devamlı yayınlanan belgesel gerçekten çok etkileyiciydi.

Şehirde gezilmesi gereken küçük müzeler kalenin etrafında konumlandırılmış. Hemen arka tarafında Gorgo Medusa Arkeolojik Cam Eserler Müzesi yer alıyor. Tarihi üç antep evinin restore edilmesi ile oluşturulan müze, yaklaşık 3 bin eserden meydana geliyor.

Hamam Müzesi, yine kale çevresinde yer alan müzelerden. Paşa Hamamı olarak uzun yıllar hizmet veren yapı, sonradan restore edilerek müze haline getirilmiş. O dönemde kullanılan hamam eşyaları, balmumu heykeller kullanılarak canlandırılmış ve çok tatlı bir müze haline getirilmiş.

Zincirli Bedesten

Zincirli Bedesten’in daha da aşağısında meşhur Bakırcılar Çarşısı yer alıyor. Bakır ürünlerin satıldığı bu çarşının ve diğer tüm çarşıların, Pazar günleri çok hareketsiz olduğunu, tek tük dükkanların açık olduğunu unutmayın ve alışverişinizi Pazar gününe bırakmayın derim. Biz Bakırcılar Çarşısı’na Pazar günü gittiğimiz için çoğu dükkan kapalıydı.

Bakırcılar Çarşısı

Bakırcılar Çarşısı’nın hemen çaprazında Almacı Pazarı yer alıyor. Burası daha çok baharat, fıstık, salça, çay, kurutulmuş ürünler gibi gıda malzemelerinin satışının yapıldığı yer olarak varlığını sürdürüyor. Ben baharatları ve baharat alışverişini çok sevdiğim için tam olarak bana hitap etti.

Çarşı kısmını bu şekilde tamamladığımıza göre, daha dışarıda yer alan yerlere geçebiliriz. Bunlardan ilki, benimde çok merak ettiğim Zeugma Mozaik Müzesi. Zeugma, Roma’nın doğu sınırında yer alan en büyük kentiymiş. Özellikle konut mimarisi çok görkemli detaylarla süslenmiş. M.S 256 yılına kadar bu ihtişamıyla ayakta kalmış ancak sonrasında, bölge hakimiyeti kaybedilmiş ve şehir yıkılıp yağmalanmış. Yüzyıllarca toprağın altında kalan bu şehir, 1987 yılında başlanan kazılarla gün yüzüne çıkarılmaya başlanmış. Asıl şehir kalıntılarına 2000 yılında ulaşılmış, ikiz villalar ve bu villalarda yer alan yüzlerce metrekare taban mozaiği, duvar resmi ve Mars Heykeli çıkarılmış. 2011 yılında ise müze inşası ve eserlerin yerleşimi tamamlanarak ziyarete açılmış.

Türkiye’de gezdiğimiz müzeler arasında, beni en çok etkileyen müze burası oldu. Sadece bir konuda hayal kırıklığına uğradım, müzenin en önemli parçası olan Çingene Kızı mozaiğini, hayalimde o kadar büyütmüşüm ki, kocaman bir mozaik ile karşılaşacağımı düşünüyordum, karanlık bir labirentten geçtikten sonra, karşımıza küçücük bir mozaik çıktı. Tabi bu hayal kırıklığı tamamen benim beklentilerimden kaynaklı, yoksa müzeye tek kelimeyle bayıldım!

Yine yeterli vaktiniz var ise, Şanlıurfa’nın Gaziantep’e uzaklığı 150km olduğu için, iki şehri birleştirip bir gezi planı hazırlayabilirsiniz.

Yeme İçme

Gelgelelim Gaziantep’te en can alıcı konuya Bildiğiniz gibi Gaziantep Mutfağı, Unesco ‘Yaratıcı Şehirler Ağı’na dahil edildi, dünyada sayılı şehre (sanırım 18) verilen bu ünvana sahip, Türkiye’den tek şehir Gaziantep. Bizimde Antep’e gitmemizin başlıca sebebi yemekleri oldu Nerelerde neler yedik birazda onlara göz atalım, dikkat karnınız aç ise yazının bundan sonraki kısmını okumayın Biz tokken bile onu da yiyelim, bunu da deneyelim demekten bir kaç kilo alıp döndük, benden söylemesi

Yesemek Restaurantta, sabahları sıcacık beyran ile güne başlamak isteyeceğiniz bir lokanta. İçerisinde bolca et ve acı biber barındıran bu yemek Antap’te sabahları yeniyor. Bunun dışında da bir çok etli ve sebzeli yemek de bulunuyor ama özellikle İçli Köfteye bayılacaksınız. Mantar Kebabı da oldukça lezzetli. Ben size ufak bir tüyo vereyim, Simit Kebabı, Ali Nazik ve Patlıcan Söğürme de söyleyin kesinlikle pişman olmazsınız.

İmam Çağdaş, Antep’e gitmeyenlerin bile mutlaka duyduğu, ünü İstanbul’a kadar yayılmış olan bir restoran. Hemen Zincirli Bedesten’in orada bulunan restorana gidip, menüye bakınca gözünüz dönebilir,her şeyden sipariş etmek isteyebilirsiniz. Ancak biz yemeğimizi yediğimiz için burada sadece baklava yemekle yetindik.

Ben bundan böyle, Gaziantep denilince ilk aklıma gelen ve sadece onun için bile Antep’e gidebileceğim lezzetle başlamak istiyorum. Katmerci Zekeriya Usta, sabah 6da açılan ve öğren 1e kadar katmer servisi yapan, sabah gidip bir bardak süt eşliğinde yediğiniz katmer sonrasında, ‘Allah’ım bugüne kadar katmer diye bize ne yedirdiler’ diyebileceğiniz muhteşem lezzet.

Porsiyonları çok büyük, kaymak ve fıstık birleşince birazda ağır olabiliyor, biz ilk gittiğimizde iki tane söyledik ancak garsonları, sizi iki tane yiyemeyeceğiniz konusunda uyaracak ve bir tane getirecek kadar samimi ve tatlılar Ustalarına zaten söyleyecek laf yok, her sabah sizi kapıda karşılar, ilgilenir, üşümeyin rahat edin diye elinden geleni yapar, mutfağa istediğiniz gibi girip video çekmenize izin verir, birde üstüne artık evde dener yaparsınız diye sizi güldürür Kısacası Gaziantep’te asla es geçilmemesi gereken yer Katmerci Zekeriya Usta. Her sabah buraya gittik, ellerimizle yediğimiz o sıcacık katmerin tadını unutamıyoruz.

Tahmis Kahvecisi; menengiç kahvesi İçtiğimiz ve bizleri müzkle karşılayan fasıl ekibinin olduğu ve çok beğendiğim bir mekan. Kahve sunumları harika…

Gaziantep, alışveriş anlamında da çok verimli bir şehir, özellikle yiyecek ve içecek anlamında.

İlk akla gelen tabiki Antep Fıstığı, çeşit çeşit fıstık var, tadına bakıp, fiyatlarına göre hangisini alacağınıza karar verebilirsiniz.

Zahter, bir çeşit dağ kekiği, kahvaltılık çeşidi ve çay için otu satılıyor. Zahterin birçok faydası var, araştırıp okuyabilirsiniz. Bizde otundan satın aldık, demlenmiyor, bardağın üzerine süzgeci koyup, süzgece bir tatlı kaşığı kadar zahteri ekliyorsunuz ve üzerinden sıcak su döküyorsunuz, ilk suyu döküp ikinci suyu çay olarak tüketebiliyorsunuz.

Menengiç Kahvesi, yine faydaları saymakla bitmeyen, macun kıvamında, süt ile birlikte pişirilen bir kahve çeşidi. Normal kahvelere hiç benzemiyor, herkesin damak tadına hitap edecek bir kahve çeşidi değil ancak severseniz Tahmis markası altında satılıyor, onlardan satın alabilirsiniz. Pişirirken bir fincan süte, bir çay kaşığının ucuyla kahve ekleyip karıştırarak pişiriyorsunuz.

Nar Ekşisi ve Salça’nın (özellikle biber salçası) doğal hallerini satın alabilirsiniz. Bizim marketten aldığımız ürünlere hiç benzemiyorlar. Almacı Pazarı’nda tatlarına bakarak satın almanız mümkün.

Baharat, her çeşit baharatı yine Almacı Pazarı’nda bulabilirsiniz, özellikle kırmızı biber, sumak, isot gibi baharatları kullanıyorsanız burası satın almak için doğru adres.

Kuru biber, patlıcan, kabak, benim gibi dolmayı çok seviyorsanız satın alabilirsiniz. Yine bizim İstanbul’da alıp kullandıklarımızdan çok farklılar.

Bakır ürünler, Bakırcılar Çarşısı’ndan kahve fincanları, tepsiler, tencereler, cezveler, ne ararsanız mevcut, hediye olarakta satın alabilirsiniz. Çok güzel el yapımı hediyelikler var, fiyatları makine yapımlarına kıyasla çok yüksek ancak sadece bakınca bile aralarındaki farkı anlayabiliyorsunuz.

bir görüş bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir